Nesibe Binti Kab (r.anha): Fedakarlığın ve Cesaretin Tim­sali

Yayınlanma Tarihi: Mart 29, 2025 10:19 Güncelleme Tarihi: Nisan 02, 2025 12:04

İslam’dan önce kadının toplumdaki yeri yok denecek kadar azdı. Ancak İslam, kadına büyük bir değer kazandırdı. Peygamber Efendimiz (SAV), “Allah’ım, bunları bana cennette komşu eyle!” diye dua ettiği ailenin hanımlarından biri olan sahabi Nesibe Binti Kâb’ı (r.anha) da bu kıymetli şahsiyetler arasında zikretmiştir. Şimdi sizlere, onun hayatını anlatıyoruz.

Nesibe Binti Kab r.anha: Fedakarlığın ve Cesaretin Tim­sali

Hz. Nesîbe (r.anha), Peygamber Efendimiz'e (SAV) Akabe'de ilk bey'at eden iki Medineli hanım sahabeden biridir.

Bey'at Nedir?

Bey'at (bi'at), İslam hukuku çerçevesinde bağlılık gösterme anlamına gelen Arapça kökenli bir kelimedir.

Akabe Biatı ve Hz. Nesîbe'nin Yeri

Peygamber Efendimiz (SAV), henüz hicret etmeden önce, Müslüman olmamış ancak kendisini koruyan amcası Abbas ile birlikte Akabe'ye gitmişti.

Orada Medineliler, Efendimizi yalnız bırakmayacaklarına ve ona bağlı kalacaklarına dair söz verdiler. İşte bu sözleşmeye bey'at veya bi'at denir.

Hz. Nesîbe (r.anha), savaş meydanlarında gösterdiği kahramanlığıyla tanınan bir hanım sahabeydi. Uhud Gazvesi'nde iki oğlu ve eşiyle birlikte müşrik oklarına karşı Peygamber Efendimiz'i (SAV) korumak için canı pahasına mücadele etti.

Efendimizin (SAV) dualarına ve övgülerine mazhar olan Hz. Nesîbe, İslam için büyük fedakârlıklar yapmıştır.

Hz. Nesîbe'nin Ailesi ve Hayatı

Medineli olan Hz. Nesîbe (r.anha), Hazrec Kabilesi'ne mensuptur. Babası Ka'b İbni Amr, annesi ise Rebab Binti Abdullah idi.

Gerçek adı Nesîbe, künyesi ise Ümmü Ümâre idi. İlk evliliğini Yesrib'ten Zeyd İbni Âsım ile yaptı.

Hz. Nesîbe'nin Abdullah ve Habib isimlerinde iki çocuğu vardı.

Mus'ab İbni Umeyr başkanlığında yapılan II. Akabe Biatı sırasında 72 Medineli Müslüman ile birlikte Hz. Nesîbe (r.anha) ve eşi Zeyd (r.a.) da bey'at edenler arasındaydı.

Bu bey'attan sonra Hz. Nesîbe, tüm zamanını çocuklarını İslam üzerine yetiştirmeye adadı. Çevresindeki insanları Allah'a (CC) ve Rasulü'ne (SAV) davet etmeye büyük gayret gösterdi.

İslam'a olan bağlılığı, yaşantısındaki titizlik ve tebliğ konusundaki heyecanı onu İslam'ın bir kahramanı olarak anılmasını sağladı.

Uhud Gazvesi ve Hz. Nesîbe'nin Kahramanlığı

Peygamberimiz (SAV) ile birlikte Uhud Savaşı'na katılan Hz. Nesîbe, burada gösterdiği kahramanlığı şu sözlerle anlatmaktadır:

"Uhud'a gitmiştim. Müslümanlar ne durumda bir bakayım, dedim. Yanıma bir kırba su aldım ve Rasulullah'ın (SAV) yanına kadar gittim. O an galibiyet Müslümanlardaydı. Ancak çok geçmeden Kureyş okçuları tarafından etrafımız sarıldı. Allah Resulü'nün (SAV) çevresinde şiddetli çarpışmalar başladı. Ona zarar gelmemesi için müşriklerle çarpışmaya koyuldum. Elime ne geçtiyse kılıçla, okla düşmanı Efendimiz'den uzaklaştırmaya çalıştım. Bu sırada yaralandım. Efendimiz'in önünde ben, eşim ve çocuklarım bir canlı kalkan olduk, gelen ok ve saldırılara vücudumuzu siper ettik. Rahmet Peygamberi (SAV) yanı başımda kalkanımın olmadığını fark edince ashaptan birine: 'Ey kalkan sahibi, kalkanını çarpışana bırak.' diye buyurdu. O kalkanı alıp kendimi korumaya başladım ve savaşmaya devam ettim. Bir müşrik atlısı bana doğru hücum etti. Onun saldırısını kalkanımla savurdum ve atının ayaklarına bir kılıç darbesi indirdim. Atı arka üstü devrildi. Bunu gören Peygamberimiz oğluma seslendi: 'Ey Ümmü Ümâre'nin oğlu, annene yardım et!' "

Savaş devam ediyordu. Bir ara, Abdullah da sol kolundan yaralandı. Şefkat Peygamberi Efendimiz ona da: "Yaranı sar!" diye buyurdu. Bu sefer annesi, oğlunun yanına koştu ve yarasını sardı. Sonra oğluna: "Kalk yavrucuğum! Müşriklerle çarpışmaya devam et." dedi. Rahmet Peygamberi Efendimiz Nesibe Hatun'un bu sözünü işitince: "Ey Ümmü Ümâre! Senin katlandığın, dayanabildiğin şeye herkes katlanabilir mi, dayanabilir mi?" buyurarak iltifatta bulundu.

Uhud Savaşı'ndan sonra Peygamber Efendimiz (SAV), onun cesaretini şu sözlerle ümmetine duyurdu:

'Uhud Günü ne zaman sağıma, soluma baksam, beni korumak için çarpışan Nesîbe'yi görüyordum.'"

Hz. Nesîbe'nin Son Yılları

Hz. Nesîbe (r.anha), Hayber ve Huneyn savaşlarına, Ümretü'l-Kaza ve Bey'at-i Rıdvan'a katıldı.

Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminde, kendisini peygamber ilan eden yalancı Museylime'ye karşı açılan savaşa oğlu Abdullah ile birlikte ön saflarda katıldı.

Cesaretiyle İslam tarihinde unutulmaz bir yer edinen Hz. Nesîbe'nin Bâki Kabristanlığı'na defnedildiği rivayet edilmektedir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
>