Beyin: Harikalar Diyarı’nın Hikayesi
Beynimizin yapısı nedir ve harekât merkezimiz nasıl çalışıyor? Bu konu uzun yıllardır her ülkede, bilimsel kürsülerce araştırılıyor. Her geçen gün ortaya daha da etkileyici bilgiler çıkıyor. Esasında öz Türkçe bir kelime olan beyin asırlardır bilim dünyasının göz bebeği. Beyin: Harikalar Diyarı kitabının yazarı Prof. Dr. İsmet Kırpınar ile beyin üzerine her meseleye temas eden bir röportaj gerçekleştirdik.
Bekir Salih Yaman: Beyin: Harikalar Diyarı'nın hikayesi nedir?
Prof. Dr. İsmet Kırpınar:
Tıp fakültesine girdiğim dönemden başlamak lazım. Bu, yaklaşık 50-53 sene öncesine gider. Özellikle bizim dönemimizde şüphesiz doktorluğun cazibesi her zaman çok fazlaydı ama işte en yüksek puanlı öğrenciler Tıp Fakültesi'ni tercih ederdi. Daha çok hastalara yardımcı olmak, onların ıstıraplarını dindirmelerine vesile olmak gibi amaçlarımız vardı. Fakülteye başladıktan hemen sonra insan dediğimiz organizmanın yapılarını öğrenmeye başladık. Klinik öncesinde, derslerde, kliniklerde, hastalar üzerinde görmeye başlayınca bu sefer "vücut nasıl çalışıyor, beden nasıl çalışıyor" sorularıyla karşı karşıya kaldım. Bu süre içerisinde dikkatimi daha çok beyin çekmeye başladı. Beyin dediğimiz şey nasıl bir şey, içinde neler oluyor, zihnimiz nasıl çalışıyor, düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız beyinde nasıl planlanıyor soruları diyebilirim ki fakülteye girdiğim günlerden beri hep ilgi alanımda idi. Bu zihin konuları ile ilgili bir uğraşım sonuçta psikiyatriye kaymama neden oldu.
Prof. Dr. İsmet Kırpınar:
Eğitime başladığımız dönemlerde beyin hakkındaki bilgilerimiz günümüzdeki kadar fazla değildi. Aslında beyin çalışmalarının kökeni çok eskilere dayanıyor. Mısır'da 2500 sene önce yazılmış 1900'lü yılların başında bir İngiliz'in Kahire'de Mustafa Hoca isimli birisinin elinde bulduğu papirüslerde birtakım hastalıklarla ilgili bilgiler veriliyor. Bunların birkaçında beyinle ilgili birtakım rahatsızlıklar, işte sebepleri ile ilgili yorumlar var. Yani beyin çok eskiden beri alaka konusu. Eski Yunan döneminde acaba hayatın özü veya hayatın merkezi beyin mi kalp mi tartışmalar başlıyor. Platon beyne ağırlık verirken Aristo kalbe ağırlık veriyor. İslam tıbbının büyük hekimleri İbni Sina, Farabi bu konuyla ilgili tartışmalar yapıyorlar. O günlerden devam eden beynin yapısı fonksiyonlarla ilgili tartışmalar 1900'lerin başlarında çok ciddi birtakım keşiflerle sonuçlanıyor. Beynin ana yapısı zaten eskiden beri biliniyordu. Ama işte nöron dediğimiz beyni oluşturan hücreler keşfediliyor. Sonradan çok parlak gelişmeler oldu. Özellikle 2000'lere yaklaşırken bir taraftan genetik bilimindeki devasa gelişmeler, bir taraftan bu beyin görüntüleme metotları dediğimiz işte MR gibi tomografi gibi beynin içini de oradan gösterebilen birtakım yöntemlerin keşfiyle beyinle ilgili bilgilerimizde çok büyük bir gelişme oldu.
Vücudumuzun harekât merkezi olan beynimiz "sinirbilim" alanındaki uzmanlar tarafından hâlâ en ince detayına kadar inceleniyor.
— Fikriyat (@fikriyatcom) February 17, 2025
🔗 Prof. Dr. İsmet Kırpınar ile beynin anatomisi, fonksiyonları, fizyolojisi üzerine kapsayıcı bir röportaj gerçekleştirdik.https://t.co/S7xPMaNC6u pic.twitter.com/6IV7AKauc5
Bekir Salih Yaman: Beynimizin çalışma yöntemi nedir?
Prof. Dr. İsmet Kırpınar:
Kitabın başlangıç cümlesi, "Beyin dünyadaki canlı cansız yapılan içerisinde en mükemmelidir." Gerçekten de beynin yapısı ve beyinle ilgili bilgilerimiz arttıkça bu mükemmellik gerçekten de hayranlık verici düzeyde algılanıyor. Beyin kapalı bir organ değil. Milyarlarca -en az yüz milyar olduğu tahmin ediliyor- nöron dediğimiz sinir hücrelerinin birbiriyle yaptığı milyar kere milyar ilişkiyle, iş birliği ile çalışan sistem herhangi bir sinir hücresinde, herhangi bir bilgi önce elektriksel bir uyarım yapıyor. Bu uyarım neticesi içerisinde hücre içerisinde bir sürü mekanizmalar işin içine giriyor, bilgiler değerlendiriliyor ve kararlar çıkıyor. Birtakım beyin hücrelerinin kendi ürettiği birtakım kimyasal maddeler aracılığıyla çıkan bilgi başka hücrelere naklediliyor. Beynin özellikle belirli konular için özelleşmiş bölgelerinde bağlantılar gerçekleşiyor. Eski bilgiler çağrılıyor, harmanlanıyor ve fikirler oluşturuyor. Tabii bu muazzam bir iş. Yani bir milimetrenin milyarda biri, nanometre ölçüleri hesaplanabilen çapa sahip bir hücre bu büyüklüğünden çok fazla, milyonlarca daha büyük bir mesafedeki hücre ile irtibat kuruyor, bilgiler bir araya geliyor, değerlendiriliyor ve ortaya bir sonuç çıkıyor.
Prof. Dr. İsmet Kırpınar:
Vücudumuzun el, kol, ayak hareketlerinin planlandığı çeşitli bölgeler var. Fakat bütün bu bölgeler o konuda uzmanlaşmış olsa bile herhangi bir yaptığımız eylem, bu bir düşünce olabilir, bir his olabilir ya da bir hareket olabilir. Neredeyse beynin bütün devrelerin işin içine girmesini gerektiriyor. Beyni kabaca büyük bir senfoni orkestrasına benzetmek mümkün. Beethoven'ın, Mozart'ın bir eseri icra edilirken bir noktada davullar çalıyor, bir yerde kemanlar gidiyor devreye ama o eserin tam bir icrası bütün enstrümanların senkronize bir şekilde çalışmasına bağlı. Beyin de tam olarak öyle çalışıyor. Yani belirli özelleşmiş merkezler var. Fakat yaptığımız her şeyde, düşündüğümüz her düşüncede ya da hissettiğimiz her duyguda beynin neredeyse tamamı işin içine giriyor. Müthiş bir etkileşim ortamı. Bunu bir başka şeyle mukayese etmek mümkün değil. Belki evrenin oluşturan saygısız galaksiler içerisindeki yıldızlar gibi bir kompleks yapıyla karşılaşabiliriz. Ama en azından şunu söyleyebiliriz: Şimdilik yıldızlar arasında ya da dünyamızda başka dünyalar arasında herhangi bir irtibat kurulmadı ama beyinde her an milyarlarca böyle bağlantı kuruluyor. Böyle bir üstünlüğünün olduğunu bile söyleyebiliriz.
Bekir Salih Yaman: İki tane mi beynimiz var, sağ ve sol beyinin farkı nedir?
Prof. Dr. İsmet Kırpınar:
Beynin içerisinde hemisfer dediğimiz iki tane yarımküre var ve bunlar büyük ölçüde simetrik. Yani her beyin yarısında olan diğerinde de var. Ancak ortadan geçen çok kalın bir sinir huzmesi ile birbirine bağlı. Bütün beyin fonksiyonların hepsi aslında iki beyinde de icra ediliyor ama bazı işler sanki bazı yarım kürelerde biraz daha ön plana çıkıyor. Mesela genellikle sağ elini kullananların sol beyin yarısı, sol elini kullananların da çoğunun sol beyin yarısı biraz daha dominant bir beyin yapısına sahip olur. Burası özellikle konuşma merkezlerinin bulunduğu bir yapıdır. Dolayısıyla başta konuşma olmak üzere bazı fonksiyonlar bu tarafta biraz daha fazladır. Sağ beyinle sol beyinin üstlendiği fonksiyonlar birbirine neredeyse eş olmakla beraber ufak nüanslar da var o yüzden mesela sol beyninin yani sağ elini kullananlarda sol beyinin biraz daha analitik biraz daha mantıkçı, sağ beyninin ise biraz daha sanatsal etkinliklere aracılık etmede, sezgisel düşünmede veya daha bütüncül düşünmede biraz ön plana çıktığı bilinir ve söylenir.