Maraş'ı görünce dünya ile ilişkilerimizi tekrar gözden geçirdik I 6 Şubat Depremleri
Bir yanda yakınları bir yanda kendi topraklarının evlatları... Tarif edilemez büyük bir atmosferde kaos ortamı, insanlar enkazların başında bekliyorlar. 6 Şubat 2023 tarihinde tüm Türkiye yasa büründü. Kaybımız büyük, hiç unutmadık. Unutmayanlar arasında yardım gönüllüsü Mahmut Karasakız ile şahit olduklarına dair konuştuk.
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Ben Mahmut Karasakız. 1970 Kahramanmaraş doğumluyum. Mesleğim Turizm Otelcilik. Uzun yıllar bu sektörde Kahramanmaraş'ta çalıştım. Daha sonra emekli oldum. Emekli olduktan sonra İstanbul'a yerleştim.
Bana bir gece yarısı telefon geldi Elazığ'dan, bir arkadaşım aradı beni. Abi geçmiş olsun, dedi. Hayırdır, dedim. Abi deprem oldu ya sizin orada, dedi. Dedim, ben İstanbul'dayım. Hemen aksiyonu aldık. Arkadaşlarımı aradım, en fazla bir yarım saat içerisinde ofisimize gittik. Oradan gerekli eşyalarımızı aldık. Hemen hiç durmadan yola çıktık. Malum hava şartları o zaman çok kış, yollar kar tipi fırtına.
https://www.instagram.com/p/DFkngFKNGO3/
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Normalde 10 ile 12 saatte gittiğimiz yolu 18 saatte gidebildik. Kayseri'ye kadar gittik. Çok ciddi bir sıkıntı yoktu. Yine kar tipi bir fırtına vardı ama saat, buradan 7 gibi falan yola çıktık. Göksun'a vardığımızda o tüneller kısmında biraz sıkıntı vardı. Trafik çok sıkışıktı.
Öyle bir ortam vardı ki korku filmleri gibi. Hani bir Çernobil atom bombası atılmış, ortalık kasvetli, dumanlı, ateşler yakılmış insanlara soğuktan üşümemek için onların dumanları yanında duruyor… Tarif edilemez bir atmosfer vardı. Bu arada gündüzün o kaos ortamında insanlar enkazların başında bekliyorlar.
https://www.instagram.com/p/DFiJKV4tv9S/
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Bu arada orada yakınlarımız var. Hepsi ile irtibata geçtik önce. Sadece en küçük kız kardeşimle irtibata geçemedik. Çünkü onların oturdukları apartman daha sonra oraya gidip kontrol ettiklerinde apartmanın yıkılmış olduğunu görmüşler. Enkazdan onlardan haber alınamayınca, benim şimdi iki tane bir vazifem olmuş oldu. Hem ara ara enkaza gidiyorum, oradaki çalışmalara bakıyorum neler yapılıyor diye. Hem de oradaki insanlara nasıl bir sıcak yemek tedarikinde bulunabiliriz, onun çalışmalarını yapıyoruz. Yani ara ara enkaza gidiyorum, oradaki çalışmaları takip ediyorum. Orada neler yapabiliriz? Ara ara da diğer konuşlanacağımız, Lojistik hizmet sağlayabileceğimiz alanları araştırıyoruz.
Biz oraya gittiğimizde yıkılan binaları gördük. Yollar kapanmış. Bazı binalardan dumanlar çıkıyor, içerisinde yangın olmuş. Arama Kurtarma ekiplerinin çalıştığı binalar var.
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Benim görev arama kurtarma olmadığı için biz sadece binaların etrafında gözlemleme yapabiliyorduk. Özellikle o kız kardeşimin bulunduğu yerde orada bekleyerekten. Yani ilk etapta bütün ekiplerin oraya ulaşamaması insanlar sadece kendi imkanlarıyla. Mesela en küçük yeğenim benim bizim akrabalarımızın kardeşlerimizin kendi imkanlarıyla çıkardılar, sağ olarak çıkardılar. Tabii onun haricinde diğer yerlere gerekli alet ve edevatlar olmayınca onlara ulaşamadılar, onları Arama ve Kurtarma ekiplerin gelmesi, vinçlerin gerekli araçların gelmesi beklendi.
Maraş'ın Poyraz'ı çok meşhurdur. Bazen Poyraz esiyor. İnsanların sıcak bir yemeğe ihtiyacı var. Öncelikle biz sıcak çorba tedarikine gittik orada. Hatta ilk yaptığımız, yaptırdığımız çorbadan Arama Kurtarma ekiplerine, karavanalara ulaştırdık. Yine bizim kız kardeşimin ve eniştemin olduğu apartmanın oradaki çalışmalara sıcak çorba götürdük.
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Özellikle hastanelere ikinci gün sıcak çorba ulaştırdık. Hastane koridorundaki hastalar, oradaki çocuklar, tabii bir tarafları yara bere içerisinde kan revan içerisinde olanlar var, kırık çıkıkları olanlar var. Çocuklar yine oralardalar, böyle boş gözlerle bakıyorlar, yani birilerinin gelip bakmasını bekliyorlar. Tabii orada bir telaşlı bir ortam olduğu için biz daha çok buradaki insanlara nasıl sıcak yemek ulaştırabiliriz, onun telaşındayız ve özellikle oradaki sağlık çalışanları bize, ya iki gündür ağzımıza bir sıcak bir şey girmedi bir lokma girmedi, Allah razı olsun, bunu iyi düşünmüşsünüz, diye söylediler. Hatta geldiler, bize yardımcı oldular. Çünkü biz ilk gittiğimiz için çok fazla bir arkadaş grubuyla gidememiştik.
Yani herkes bir ucunun ucundan tutuyor. Nerede yapılacak bir iş var, sağ olsunlar hemen el birliği ile bu yaptığımız, götürdüğümüz sıcak çorbaları insanlara bardakları içerisinde hemen dağıtılıverdi. Oradaki aileler ilk günlerde yerde yattılar. Onu gördük gözlerimizle. İnsanlar yerde parkelerin üzerinde, sandalyelerin üzerinde daha sonra battaniyeler yavaş yavaş gelmeye başlayınca önce battaniyelerin üzerinde, daha sonra işte mekanın döşekler geldi. Sonra mekanı döşeklerin üzerinde, yatmaya başladılar. Düşünün yani böyle açık alanda yan yana konmuş yataklar, her şeyde bir aile yatıyor. Çocuklarla arkadaş olmuştuk. Onlar geliyorlar; abi bir şey lazım mı, diye. Bir şeyler yapabilir miyiz, gibisinden. Mesela bir yardım arabası gelmişse ondan bir şey yenecekse götürebilecekleri bir şey varsa hemen ucundan tutup bize yardım ediyorlar çocuklar. Biz de onlara çikolata gofret gelmişse onlardan veriyoruz. Böyle bir ilişkimiz vardı çocuklarla.
Konya'daki kurumdan gelen yardım dağıtan bir aracımız vardı. Kasasında bir demir kırığı oldu, bunun kaynak yapılması gerekiyor. Hemen yolun karşısında da bir şey var atölye var, prefabrik binalar falan yapıyor. Oraya götürdüm. Usta bunu kaynatır mısınız, dedim. Kaynattı. Ücretimiz ne, dedim. Yok, dedi. Para istemez, dedi. Benim içimde bir ukde var, bunu söylemeden yapamayacağım. Buyurun, dedim. Bu zamana kadar bu STK'lar, kurumlar, vakıflar, dernekler ne işe yarar, işleri güçleri bunların para toplamak, ne işe yararlar, diye kendi kendime düşünüyordum. Şimdiki bu manzarayı bu yaptıkları işi görünce tövbe ettim, dedi. Yani onlar hakkında sui zanda bulunmuşum ve Allah razı olsun. Bundan sonra ben de elimden geldiği kadar bu gibi kurum ve kuruluşlara yardım edeceğim, diye öyle bir anımız olmuştu.
◽ Mahmut Karasakız:
◼ Ben 99 depreminde İstanbul'daydım. O depremi İstanbul'da yaşadım aşağı yukarı şiddeti birbirine yakın derecede. Depremden önce ve sonraki durumuma bakarsak zaten bizim de kendi inancımız gereği dünya ile ilişkilerimizi bir daha gözden geçirdik. Şimdi önce fikri olarak veya düşünce olarak insanın bilmesi ayrı bir olay, bir de yani Aynel yakin olarak görmesi ayrı bir olay. Biz bu deprem felaketini ve ortadaki durumu görünce dünya ile ilgili ilişkilerimizi biraz daha gözden geçirdik. Maddi olarak bizim ne kadar birçok sahip olsak bir 30-40 saniye içerisinde bunun tamamen yok olacağını gördük ve önemli olan burada insanlara, insanlığa nasıl faydalı olabiliriz? Bunların kalıcı olduğunu anladık.
Bir insana dokunmanın hem dünyada ve hem ahirette bunun karşılığı olduğunu daha çok hissettik. Bu, hem dünyevi yani bu hem dünyevi boyutu olan hem de uhrevi boyutu olan bir iş. Çift kanatlı. Zaten bizim de böyle olmamız gerekiyor dünyada. İki kanatlı olmamız gerekiyor. Hem dünyadaki işlerimizi, iaşemizi sağlamamız gerekiyor. Hem de ahirete buradan bir şeyler götürmemiz gerekiyor. İnşallah bizim bu yaptığımız işlerde uhrevi boyutu olan faaliyetler olarak hanemize yazılır öyle ümit ediyorum.