ABD’den kaçış
Donald Trump'ın iş başına gelmesinden sonra ABD'de yaşananlar bana adeta Poseidon'dan kaçış veya Poseidon macerası filmini hatırlatıyor. İlgili film şöyle gelişir: Yılbaşı arifesidir ve 2000'den fazla yolcu ve mürettebat, dev gemi Poseidon ile Kuzey Atlantik'e açılırlar. Seyir halindedirler. Balo salonunda eğlenceli dakikalar yaşamakta olan insanlar az sonra kopacak fırtınadan habersizdirler. Başlarına gelecek olan felaketten yana bihaberdirler. Ansızın 30 metreyi aşan dev bir dalga ile Poseidon alabora olur. Gemi içinde çöken kolonlar, yangınlar dehşet bir kargaşaya neden olur. Hayatta kalanlar ise kurtuluş yolu aramaktadırlar.
Trump ise bu kargaşa ortamında adeta dünyanın felaketiyle alay etmekte ve eğlenmektedir. Kargaşayı kızıştırmaktadır. Zaten karmaşa halinde olan dünyanın düzenini iyice bozmaya aday davranışlar sergilemektedir. Onun düzeninde Filistinlilere hatta sempatizanlarına ne ABD'de ne de Filistin'de yer yoktur. ABD'de soykırıma karşı çıkan Filistinli Mahmut Halil ile Türk kökenli öğrenci Rumeysa Öztürk'ün ifade hürriyetine uygun davranışlarını suç veya ihlal saymıştır. Gazze'de soykırım aleyhine tutumları onları sınır dışı seçeneğiyle karşı karşıya bırakmıştır.
Birçokları gibi belki de geldikleri yere yaka paça atılacaklar. Peki! Ebu İyad ile ilgili bir kitabın başlığının çağrıştırdığı gibi vatansız Filistinlilerden olan Mahmut Halil adresine ulaşacak mı? Ya da nereye gidecek? Yoksa Poseidon'dan kaçış filminde anlatıldığı gibi kendisini dalgaların arasında, okyanusun serin sularında mı bulacak? Kim bilir!
Bu durum yabancı öğrencileri akıbetleriyle alakalı olarak derin endişeye sevk etmiştir. Bazı talebeler sokakta yaka paça karga tulumba kaçırılmaktan korkuyorlar. Kendilerini Arap dünyasına model olarak gösteren Batılı rejimler çıldırmış durumda. Refahlarını kimse ile paylaşmak istemiyorlar. Adeta küçümsedikleri Arap rejimlerinin kopyası haline gelmiş bulunuyorlar. Yerli ve yabancılara 'tağyip el kasri' yani zorunlu kaybetme denilen işlemi uyguluyorlar. Bu şartlar altında kimse geleceğinden emin değil. Dolayısıyla ABD'den kaçış dönemi başladı. Geçmişte ABD fırsatlar ülkesi, özgürlükler ülkesi ve melting pot kaynaştırma / eritme potası olarak anılırdı. Bununla birlikte bu ülkede her zaman faşizan bir hava ve rüzgarlar esmiştir. Hiç eksik olmamıştır. Her zaman faşizan bir damar bulunmuştur. Yerlilere, siyahlara ve sonunda da yabancılara haşin davranma geleneği oluşmuştur. Genellikle fırsatlar ülkesi deyimi ekonomik gerekçelerle bu ülkeye akın edenleri ilgilendirir. Bu da artık geçmişte kaldı.
Tersine ABD belki de hiçbir zaman özgürlükler ülkesi olmamıştır. Düşmanlıklar ülkesi dense yeridir. Kendi aydınları da daima bu ülkeden kaçmanın yollarını aramışlardır. Şimdi ABD'nin ekonomik anlamda da bir çekim merkezi olduğunu söyleyemeyiz. Yine özgürlükler ülkesi olarak dünyanın çeşitli bölgelerinden kaçan aydınlara ev sahipliği yaptığını ya da istikrar adası olduğunu da söyleyemeyiz. 1960'lı yıllardan itibaren belki 1980'li yıllara kadar ABD böyle bir vasıf taşıdı. Nitekim Kamela Harris gibiler bu dönemin ürünü olabilirler. İslam'a ve sair dinlere düşmanlık besleyen bir ülke nasıl özgürlük ülkesi olabilir? Aksine düşmanlıkta ileri giden hatta kaçıklar ülkesi denebilecek bir vasata doğru sürüklenmiştir. Sadece Trump değil Trump'ı seçenlerin de normal vasıfta insanlar olduğunu söyleyemeyiz. Onlar hakkında paranoyak tabiri az bile kalır. Bazı Türk kanalları 'Trump göçünün' başladığını duyurdular. Kıtalar arası tersine veya geriye göç başladı. Bir zamanlar Avrupalılar yeni kıtaya gitmeye can atıyorlardı. Şimdi ise göç tersine döndü. Özgürlüğüne düşkün kimi Amerikalılar geldikleri kıtaya yani Avrupa'ya geri dönüyorlar. Bu tersine göçün ayak sesleri uzun bir dönemden beri hissediliyor. Bu bir arayışın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Varlık kaygısının sonucu olduğu kuşku götürmez bir gerçek.
Nitekim bir dönem kimi Amerikalı aydınlarda özgürlük soluyamadıkları için kendi ülkelerini terk etmiş ve Kanada'ya yerleşmişti. Bu arayış hikayelerinden birisinin sahibi de bilahare İslam ile tanışan Fred Reed olmuştur. Türkiye de dahil bu bölgeyi kolaçan etmiştir. İran ile Suriye gibi ülkeleri gezmiş ve bu gezilerini kitap haline getirmiştir. Anadolu kavşağında Müslüman olmuştur. Anadolu Kavşağı ismiyle de bir eser kaleme almıştır. Çağın Ebu Zer'i olarak dünyanın ileri gelenlerine metelik vermeden kendi yolunda yürümüştür.
ABD özgürlükler ülkesi ya da fırsatlar ülkesi değil zalimler ve fırıldaklar ülkesidir. Kaçsak da ABD karabasan gibi bütün hışmıyla peşimizden geliyor. Ama dev alevler ve dalgalar da onun peşinde…
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.