Seferberlikten yeni Çanakkale'ye

Suriye melhemesi/destanı, yeni ya da ikinci Çanakkale destanı anlamına geliyor. Tarih önünde bir nevi imkansızı başarmaktır! Suriyeli devrimciler bütün dünyaya karşı seferber oldular ve dünyanın iradesini kırdılar. Pek alıcısı olmasa da vaktiyle bir Çanakkale konuşmasında da bu benzerliğe değinmiştim. Suriye bizim arka bahçemizdir. Onlarla birlikte Çanakkale'de ve ötesinde ortak düşmana karşı silah arkadaşlığı yaptık. Suriyeliler de bizim gibi tarihin bu demini ve safhasını seferberlik dönemi olarak adlandırırlar. Dedelerimizle birlikte tarihe mal olan bu safha hala Suriye'de hatırat kitaplarında dipdiri ve capcanlı durmaktadır. Bazı hatırat kitaplarında 'seferberlik' ifadesiyle karşılaştığımda bu ifadenin Türkçe kaynaklı olduğunu bilmiyordum. Yabancı bir kelime telakki etmiştim. Sonrasında karineler yoluyla bunun seferberlik olduğunu çıkardım. Dedelerimiz ve dedeleri seferberlik ruhunda buluştular ve batılıların tozunu attılar.

Ahmet Şara Ankara ziyaretinde bu noktaya temas etti ve adını açık etmeden bu ruha, seferberlik ruhuna atıfta bulundu, temas etti. Bu hususta şunları söylemiştir: "Suriye halkı, Türkiye'nin duruşunu hiçbir zaman unutmayacak. Şu anda Suriye topraklarının bütünlüğüne önem vermekteyiz. Suriye ile Türkiye arasındaki iş birliği tarihe dayanmaktadır. Kurtuluş Savaşı'nda Türk kanı ile Suriye kanı birbirine karışarak bu başarıya imza atmıştır." Son cümle ile birlikte seferberlik halini kastetmektedir. Ümmet seferberlikte seferber olmuştur.

Nice temiz kanlar birbirine karışmıştır. Ümmetin bileşenleri Çanakkale'yi Anzaklara, İngilizlere mezar ve dar etmişlerdir. Bazı şuubi yani ulusalcı Araplar, seferberlik ilanı üzerinden Osmanlı'ya sataşmışlar adeta seferberliği Ermeni tehciri gibi görmüşlerdir. 'Seferberlik bizim savaşımız değildi. Arapların boş yere kırılması anlamına geliyordu' kabilinden bahaneler üretmişlerdir. Çanakkale onların savaşı değilse bugün Filistin de onların savaşı değildir. Yani ümmete yabancılaşmak için Arap ya da Acem olmaya gerek yoktur. Maalesef halimiz budur ve hainimiz boldur.

Ahmet Şara'nın algısında seferberlik hali bir kahramanlık destanıdır ve bu destanı Türkler ile Araplar hatta bütün Müslümanlar birlikte yazmıştır. Ahmet Şara'nın konuşmasının şifrelerini okuduğumuzda doğrudan seferberlikten söz etmemiştir. Onun muhtevasından bahsetmiştir. Arapça nefir ve ta'bie anlamına gelen bu tabir kimi Araplar tarafından Osmanlı'ya sataşma zemini ve vesilesi yapılmaktadır. Belki de bu sebepten olmalı Ahmet Şara seferberliğin lafzını değil manasını öne çıkarmıştır.

Turancıları bahane eden Arap şuubileri, tersinden bir Turancılık yapmışlardır. Nasır gibilerin yaktığı ulusalcı ateşte kavrulmuşlardır.

Elbette Osmanlı için şunu söylemek mümkündür: Araplarla birlikte olduğumuz dönemde ümmetin iki yakasını birleştirecek ve kaynaştıracak yollar ve vesileler bulmakta zorlanmışlardır. Adeta iki unsur ne yazık ki su ile zeytinyağı gibi birbirine kaynaşmadan ve karışmadan yaşamıştır. Keşke bunun bir ortak yolunu bulabilseydik. Bir çözüm olarak Yavuz Sultan Selim Arapçayı resmi dil yapmak istemiş ama tepki çekmiştir. O da vazgeçmiştir.

Mesele Arapça zannedilse de Arapçanın ruhudur. İslam'ın coşkun ruhudur. Bu da en son Çanakkale'de görülmüştür. Devamı Suriye ve ötesindedir.

Zaman yeniden tekerrür burcuna girmiştir. 100 yıl önceki parolamızı tekrarlayalım: Yaşasın Çanakkale, yaşasın seferberlik! Şimdi ümmetin yeni bir seferberliği ihtiyacı var. Yoksa kıçı kırık Trump'ın alaycı ifadelerine muhatap olmaktan kurtulamayız. Fas kralı 6. Muhammed'i hedef alarak 'Araplar ancak uyumasını bilirler' demiştir. Bizi derin uykumuzdan uyandıracak ve Trump'a ve benzerlerine ders verecek Çanakkale ruhudur.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları