İnsan Haklarına Vurulan Postmodern Darbe: 28 Şubat

Yayınlanma Tarihi: Şubat 28, 2025 09:54 Güncelleme Tarihi: Şubat 28, 2025 11:31

Bugün 28 Şubat. 28 Şubat Postmodern Darbe'nin üzerinden tam 28 yıl geçti. Fakat o gün yaşananlar hala dün gibi zihinlerde taze. Üniversiteye alınmayan başörtülü genç kızlar ve onlara getirilen yasaklar unutulmadı. Başörtüsünü bir tehdit unsuru gibi gösterdiler. Yetmedi başörtülü genç kızlarımızı İslam'dan uzaklaştırmak için ikna odalarına aldılar. İkna olmayanlar ise okullarını tamamlayamadı. Pek çok hikâye ve hayal yarım kaldı. Hatırlanması ve asla unutulmaması gereken pek çok şey var bugüne dair.

◾ Bugün, 28 Şubat Postmodern darbenin yıl dönümü… Üzerinden tam 28 yıl geçti. O günleri yaşayanlar için "daha dün gibi" olan bu kara leke, hafızalardan silinmedi ve silinmeyecek. İslami kimlik ve değerlerin yok edilmek istendiği 28 Şubat sürecinde yaşanan mağduriyetler, hem toplumsal hem de bireysel düzeyde derin etkiler bıraktı.

◾ Dönemin siyasi atmosferi, Refah Partisi'nin iktidara gelmesiyle birlikte, İslam'ın kamusal alandaki görünürlüğünün artmasıyla şekillendi. Bu durum, laik kesimleri korkutarak tepkisini çekti ve 28 Şubat sürecinin temel sebeplerinden biri olarak öne çıktı. İslam'ın kamusal alandaki rolünün azaltılması, bu süreçteki en aşağılık hedeflerden biriydi. 28 Şubat'ta alınan kararlardan sonra İslam dini bir tehdit, başörtü de onun aracı olarak görüldü ve genç neslin geleceği yerle bir edildi.

◾ 28 Şubat sürecinin temel dinamiklerinden biri, medya aracılığıyla yürütülen İslamofobi ve İslami değerlere yönelik olumsuz temsillerdi. Medya, bu dönemde ordu ve diğer güç odaklarıyla iş birliği içinde manipülatif bir yayıncılık anlayışı benimsedi. Özellikle Hürriyet ve Cumhuriyet gibi gazeteler, İslam ile ilişkilendirilen kavramları olumsuz bir çerçevede sunarak, kamuoyunda bir korku ve endişe atmosferi oluşturdu.

◾ Bu durum, İslami kimlik taşıyan bireylerin ve grupların toplumda dışlanmasına yol açtı. İslami kimlik taşıyan bireyler, eğitim, iş ve sosyal yaşamda ayrımcılığa maruz kaldılar. Bunların içinde en belirgin mağduriyetlerinden biri, eğitim alanında yaşanan ayrımcılıktı. Üniversitelerde başörtü takan öğrenciler, eğitim haklarından mahrum bırakıldı ve birçok üniversiteden uzaklaştırıldı. Bu durum, genç kadınların eğitim hayatlarını bitirdi.
Başörtü yasağı, bireylerin inançlarını ifade etme özgürlüğüne yönelik bir saldırıydı.

◾ Bu acı dolu sürecin en aşağılık mekanizması ise ikna odalarıydı. İkna odalarında, İslami kimlik taşıyan öğrenciler, inançlarından vazgeçmeleri için çeşitli psikolojik baskılara maruz kaldılar, kimliklerini terk etmeleri için zorlandılar, tehdit edildiler. Psikolojik baskı, sosyal dışlanma ikna odalarında uygulanan yöntemlerden sadece bir kısmıydı. Üniversiteye kayıt için gelen başörtülü öğrenciler; kapılarda bekletildi, bahanelerle kayıtları ertelendi.
"Bir görüşme yapmanız gerekiyor" diyerek bazen boş bir odaya bazen boş bir sınıfa çağrıldılar. Taahhüt imzalamaya zorlandılar.

◾ Her odada bir öğretim görevlisi, bir psikolog ve bir de kameraman bulunuyordu. "Böyle çok yaşlı görünüyorsun ama başında örtü olmasa daha güzel görünürsün. Zaten o okula bu şekilde giremezsin. Başını açman gerekiyor. Eğer maddi imkânlarında zorlanıyorsan sana biz destek oluruz, burs veririz." Bu sözler ikna odalarında öğrencilerin aşina olduğu bir konuşmaydı…

◾ Hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı süreçte, yalnızca eğitim görmek isteyen başörtülü genç kızlarımızın hayalleri, üniversite kapılarından geçemedi.
Öğrencilerin üniversite önlerinde eylem yaparak başlattıkları başörtü mücadelesi, kısa sürede tüm ülkeye yayılarak büyük bir direnişe dönüştü.
Haklarını arayan öğrenciler terörist muamelesi gördüler, gözaltına alınıp yargılandılar. Başörtülü öğrencilere karşı linç kampanyası başlatıldı, öğrencilerin yüzlerine okul kapıları hayâsızca kapatıldı.

◾ 28 Şubat kararlarıyla pek çok hikâye ve hayal yarım kaldı… 28 Şubat, yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bir hafıza, bir acı ve bir direniş hikayesi. Türkiye'de İslami kimlik ve değerlerin maruz kaldığı baskı ve ayrımcılığın somut bir örneği. Bu süreçte yaşananlar, Türkiye'nin toplumsal dinamiklerini derinden etkiledi ve gelecekteki nesiller için önemli dersler bıraktı.

◾ Eğitimde yaşanan ayrımcılıklar, başörtü yasağı, ikna odaları gibi uygulamalar, bu sürecin acı yüzünü gözler önüne serdi.
İslami değerlere sahip bireylerin yaşadığı mağduriyetler, Türkiye'nin toplumsal yapısında derin yaralar açtı, bu yaralar iyileşmedi, iyileşmesi de çok zaman alacak. Medya ise bu süreçteki manipülasyonların ve ayrımcılıkların temel araçlarından biri olarak öne çıkması nedeniyle bir utanç vesikası olarak önümüzde ayan beyan duruyor. Unutulmaması gereken, bu mağduriyetlerin yalnızca geçmişte kalmadığı, günümüzde de etkilerini sürdürdüğüdür.

Sunucu/Editör: Sümeyye TEKTAŞ

Kurgu: Günışığı Gülhan SALMA

Kamera: Serkan HERVENİK