Berlin Duvarı'ndan Şam duvarına
14 Mayıs 2005 tarihinde Lübnan başbakanlarından Sünni kökenli Refik Hariri'nin öldürülmesi üzerinden tam 20 yıl geçti. Olay aydınlandı ama failler ya kabirde ya da firarda! Bu cinayetten şimdi devrik Suriye rejimi ve Lübnanlı ortakları yani Esat ailesi ve siyasi çevresi sorumlu tutuluyor. Elbette bunda Hizbullah yandaşlarının da parmağı var. Bu hususta Sky News Arabic Kanalı Lübnan eski başbakanlarından Fuad Sinyora ile konu etrafında bir söyleşi gerçekleştiriyor. Önce, 20 yıl içinde bölgede yani Suriye ile Lübnan'da birçok değişikliğin yaşandığı hatırlatılıyor. Bunlardan birisi de Refik Hariri'nin katili olan Beşşar rejiminin devrilmesidir. Fuad Sinyora'dan bu olayı nasıl okumak gerektiği soruluyor. Bunun ne anlama geldiği de soruluyor. Anlamlı bir cevap veriyor: Şam'ın düşmesi bölgesel anlamda Berlin Duvarı'nın çökmesi, yıkılmasıdır. Böylece kıtasal bir etkisi olacağı da vurgulanmış oluyor. Sinyora sözüne Lenin'in bir ifadesiyle başlıyor: "Bazı dönemlerde yaprak kımıldamaz. Siyasi ortam adeta sütliman olur ve hareketsiz kalır. Bazen de tam tersi olur kıyıda köşede kımıldamadık bir yer kalmaz..."
Gerçekten de 1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla birlikte SSCB ve Orta Avrupa'da harekete geçmedik alan kalmaz. Sistem veya kurulu düzenler tepetaklak olur. Adeta bir asrın düğümlere birkaç yılda çözülür. Bediüzzaman'ın bir benzetmesi de adeta konuyu aydınlatır: "Kurun-u ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!" Tarih, kör ya da sağır değildir. Tesadüflerle değil tevafuklarla çalışır, hareket eder. Demir Perde'nin ömrü, 45 yılı geçmemiştir. Şam duvarı da benzeri bir tarih diliminde yıkılır. 8 Aralık 2024 tarihinde Şam, neredeyse direnç göstermeden teslim olur. Ondan önceki 13 yıl, dehşetengiz bir süreç idi. Yıkılma anı ise hayretengiz ve hayretamiz olmuştur.
Osmanlı ordusu, 8-9 Aralık 1917 tarihinde Kudüs'ü tahliye etmiştir. Tarihler, üst üste düşüyor.
Fuad Sinyora, devr-i sabık olan Şam rejiminin düşüşünü tektonik bir hareketin ilk kıvılcımı olarak görüyor. Bölgede ilk tuğla çekilmiştir. Bundan sonrası domino etkisine ve kuralına göre hareket edecektir. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının Doğu Avrupa'da gösterdiği etkileşim, Şam'ın düşüşüyle de bölgede gösterecektir. Şam'ın düşüşü, büyük fütuhatların ve bölgesel değişimin habercisidir. Ondan bir yıl önceki 6 Şubat depremi de adeta Şam fütuhatının gaybi bir habercisi olmuştur. 13 yıldan beri yaprak kımıldamadı ve devrim ilerleme faslından gerileme faslına geçti. Kontrol ettiği bölgeler, daraldı. İdlip ve bölgesine sıkışıp kaldı.
Fakat yaprak kımıldamazken aniden beklenmedik bir rüzgar esti. Kalktı, tozu dumana kattı. Bölgenin kilidi açıldı. Şam ile Kudüs hattı üzerinden bölge ve onun ötesinde dünya, yeniden şekillenecektir. Şam'ın anahtarları Kudüs'ü ve Kudüs'ün anahtarları dünyanın kilidini açacaktır.
Türkiye ile Suriye'yi etkileyen 6 Şubat 2023 depremine değinen Cezayirli Al Şuruk yazarı Sultan Bürkani ilgili yazısında şunları söylüyor: "Burada Şam topraklarındaki kardeşlerimizin birbiri ardına gelen sıkıntı ve çilelere maruz kaldıklarını görebiliyoruz. Bununla onların Allah tarafından büyük bir vazifeye ve misyona hazırlandıklarını varsayabilir ve bu anlamı çıkartabiliriz. Allah'ın ümmet için onları öncü ve lider seçtiğini söyleyebiliriz. Ahir zamanda ümmet için rol modeli olacak, Allah'ın lütfuyla ümmeti uykusundan uyandıracak ve sahil-i selamete çıkaracaklardır. Milletlere yol göstereceklerdir. Allah'a kasem olsun ki, maruz kaldıkları çilelerle yazdıkları destanlar, tarihe altın harflerle kazınacaktır…"
Sultan Bürkani'nin bu müjdeli yazısı 25/02/ 2023 tarihini taşıyor. Depremden hemen sonra ve Şam'ın düşüşünden yaklaşık bir yıl üç ay önce yazılmış.
Depremin üzerinden bir yıl geçmeden Türkiye-Suriye beraberliği devrimcileri zafere taşımıştır. Ortak depremden ortak zafere! Deprem gelmekte olan zaferin işareti miydi? Kim bilir..?
Mescid-i Aksa ile birlikte Kudüs, Allah'ın mübarek kıldığı kutsal diyarın merkezinde yer alıyor. Kenar semt olarak (Eknaf Beytü'l Makdis) Şam'dan başlayan değişim rüzgarı ve halkaları Kudüs'e dek uzanacaktır. Meydan okumanın büyüklüğü, fütuhatın da büyüklüğünü belirler. Hadis diliyle Şam ve Kudüs civarları kutsal alanın halkalarını teşkil ediyorlar. Çevreden başlayan fütuhat merkeze doğru genişleyerek yayılacaktır. Mesela bazı darb-ı mesellerde Suriye'nin bölge savaşlarında 'beydatü'l kabban' yani nirengi noktası teşkil ettiği ifade edilir. İki kefeden hangisinin üstün geleceğini o belirler.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.