Ahmet Ağırakça
30.03.2025
Ahmet Ağırakça
Kuyudan Vezir’in Konağına
Tüm Yazıları

Kuyudan Vezir’in Konağına

Yusuf'un imtihanlarla dolu hayatı kuyuya atılmakla başlamış ve kardeş ihanetiyle karşı karşıya kalmıştı. İmtihanının ilk adımı böylece başlamıştı. Kardeşlerinin babalarına yalan söylemeleriyle başlayan hile ve tuzaklarını sürdürmeleri Hz. Yusuf'un hayatını karartmayı hedefleyen ihanet idi. Fakat Hz. Yusuf'un karşılaştığı her bir sıkıntılı olay sonunda hep rahatlık görmesi de ayrı bir ilahi lütuf idi. Çok sevdiği babasından kopartılarak öldürülmek üzere götürülen bir kardeş, Allah'ın bir hikmetiyle ve kardeşlerinin hain kalplerinin ölümle sonlanacak bir niyetinin kuyuya atma hareketiyle değiştirilmesi de Yusuf için hem bir mükafat hem yeni bir imtihandı. Yusuf'un kuyuda yaşamak zorunda bırakılması kurtarıcının birilerini buna vesile kılınmasını beklemekten başka çaresi yoktu. Kuyudan kurtulacak fakat ne yazık ki annesinden özgür doğmuş mümin bir kul ve bir peygamber adayı olan Yusuf, bundan sonra hayatının büyük bir kısmını köle ve hizmetçi olarak geçirecek, hayatı bu haliyle anlayarak ergenlik çağına bu imtihanlarla girecekti.

"Derken bu arada bir yolcu kafilesi gelip sucularını (su almak üzere kuyuya) gönderdiler. O da kovasını sarkıtınca (Yusuf kovaya sımsıkı yapıştı, böylece kovayla birlikte yukarı çekildi. Ardından sucu heyecanla) "A... Müjdeler olsun, işte genç bir çocuk" dedi. Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir. Yusuf'u kuyudan çıkaranlar, O'nu esir kabul edip ticari bir mal gibi satmak üzere sakladılar. Ona fazla değer vermedikleri için düşük bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onu satın alan kişi Mısır halkından olup hanımına: "Buna değer ver, iyi bak. Belki bize faydası dokunur. Yahut onu evlat ediniriz!" dedi. İşte, Biz böylece Yusuf'a orada güzel imkân (ve mekân) hazırladık ve ona (bu arada) olaylara doğru (ve isabetli) yorum yapmayı öğrettik. Allah karar verip yapmayı takdir ettiğini gerçekleştirir (iradesi mutlaka yerine gelir) fakat insanların çoğu bilmezler. Artık (Yusuf) ergenlik yaşına varıp olgunluğa ulaşınca kendisine hüküm ve ilim/peygamberlik verip kendisine vahiy indirdik. İşte iyilik yapanları Biz böyle ödüllendiririz." (Yusuf, 12/19-22)

Kadın Tuzağı

Yusuf, kuyudan kurtulmuş ve Mısır firavunlar sarayının vezirlerinden birisinin konağına girmiş, yeni bir ortamda yaşamak zorunda kalmıştı. Burası gayet tabi olarak kuyudan daha rahat bir yaşama alanı olarak görülebilir. Ancak Hz. Yusuf'un hayatı sıkıntı, imtihan, çile ve dertlerle dolu geçtiği için, bu sefer kardeş ihanetinden daha büyük kıskaca yakalanmak üzere farklı bir imtihan türü ile karşı karşıya geliyor. Bu imtihan, çok daha tehlikeli olup beşer olarak insanı tuzağa daha hızlı çekebilecek bir imtihan türü idi. Yüce Rabbimiz, vahiyle Peygamberi Hz. Muhammed'e (sav) şöyle bildirmiştir:

"Evinde bulunduğu kadın (arzularına yenilip de gönlünü ona kaptırınca) kendisine yaklaşmasını istedi. (Bir ara) Kapıları sımsıkı kilitledi ve: "Haydi gel! Yaklaş bana!" dedi. Yusuf ise: "Allah'a sığınırım, doğrusu o (senin kocan) benim velinimetimdir. Doğrusu O, bana iyi baktı ve iyilikte bulundu, gerçekten (iyiliğe karşı ihanet eden) zalimler iflah olmaz/kurtuluşa eremezler" dedi. O kadın ona (Yusuf'a) meyletmişti, o da o kadına meyletmişti. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı... Ondan fenalığı ve fuhşu uzak tutalım diye böyle yaptık. Çünkü O, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. (Yusuf ondan kaçmaya başladı) İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında da kadının (aniden görünen) kocasına rast geldiler. Kadın (kocasına hitaben): "Ailene kötülük yapmak isteyenin cezası ancak zindana atılmaktan yahut can yakıcı bir azaptan başka ne olabilir?" dedi. (Yusuf): "Asıl benden murad almak/bana sahip olmak isteyen kendisidir." (Asıl o benim aklımı ve gönlümü çelmek ve benimle ilişkiye girmek istedi.) Kadının akrabalarından (bilge) bir şahit de şöyle bir şahitlikte bulundu: "Eğer gömleği önden yırtıldıysa kadın doğru söylemiştir, bu (delikanlı) ise yalancılardandır, yok eğer gömleği arkadan yırtıldıysa kadın yalan söylemiştir. Bu (genç adam) ise doğru söyleyenlerdendir" (dedi). (Kocası) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "İşte bu siz (kadınlar)ın kurduğunuz tuzaklarınızdan/hilelerinizdendir. Doğrusu bu siz (in gibi) kadınların hile, düzeni çok (yaygın ve çok) büyüktür" dedi. [1] "Ey Yusuf! sen bu olayı unut! (Sakın kimseye bundan bahsetme). (Bana bak kadın!) sen de günahının bağışlanmasını dile! [2] Çünkü sen gerçekten yanlış bir iş yapanlardan biri oldun/hatalı olan sensin." (Yusuf, 12/23-29)

Şehvete susamış kadın, tertemiz Yusuf'u kirletmek istedi. Oysa Allah, Yusuf'u koruyordu. Yusuf, bir beşer olması hasebiyle fıtrî olan şehvet duygularının uyanmasına engel olamamış olabilirdi. Ancak, Allah'ın kalbine yerleştirdiği ve "burhan diye tabir ettiği, Allah korkusu, Allah'a iman, Allah sevgisi ve Müslüman şahsiyeti Yusuf'u kadından uzaklaştırdı. Kadına şöyle dedi Yusuf: "Kocan benim efendim ona ihanet edemem. Ayrıca bu işi yapmaktan Allah'a sığınırım" diyerek bu çirkin olaydan ve kadının tuzağından kurtuldu.

Buna rağmen kadın arkasından çekerek onu zorladı. Kocası tarafından görüldüğünde ise tekrar yalan söyleyerek Yusuf'u suçlamak istedi ve "Ailene kötülük yapmak isteyenin cezası ancak zindana atılmaktan yahut can yakıcı bir azaptan başka ne olabilir ki?" dedi. Bu tam bir iftira idi. Allah yine Yusuf'u bu iftira ve tuzaktan kurtardı.

Kadının akraba ve taraftarlarından olduğu halde bilge bir kişi hakemlik yapınca gerçek ortaya çıktı. Gömleği arkadan yırtıldığı ortaya çıktı. Onu arkadan kendisine çekmeye çalışan kadındı. Yusuf kaçarken kadın, onun gömleğini arkadan yırttı. Ayetin ifadesiyle gömleğin arkadan yırtıldığı görülünce kimin kaçtığı ve kimin kovaladığı açıkça belli oldu. Bu bilge kişi, Yusuf'un tertemiz olduğuna dair lehinde şahitlik yaptı. Kadın, suçlu olmasına rağmen üst düzey bir bürokratın eşi olduğu için suçu örtbas edilmeye çalışıldı. Oysa, Yusuf köle olarak satın alınmış alt tabakadan kabul edilmişti, suçlu olsaydı en ağır bir cezaya çarptırılacaktı. Mısır toplumunun adalet anlayışı buydu.

Kötülüğe Karşın Zindanı Tercih Etme

İster istemez bazı olaylar toplum ve kalabalık insan grupları arasında hızla yayılır, dedikoduyu önlemek asla mümkün olmayabilir. Konu, etrafta duyulmuştu. Muhtemelen hakemlik yapan kişinin neden böyle bir hakemlik yaptığı duyulunca olay büyütülmüştü. Şehirdeki kadınların kulağına giden böyle bir dedikodu onlar için bir fırsat ve konuşulacak bir konu haline gelmişti. Kur'an şöyle devam eder:

"(Bu olay üzerine) Şehirde bazı kadınlar: "(Duydunuz mu) Azîz'in karısı (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istiyormuş. Ona olan aşkı bağrını yakıp yüreğini kavurmuş. Biz onun, gerçekten apaçık bir şaşkınlık içinde çıldırmış bir hale girdiğini görüyor (ve düşünüyor) uz" dediler. O (vezirin hanımı) kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını ve onu dile düşürme düzenlerini işitince kendilerine davetçi gönderdi. Onlara rahatça yaslanacakları bir yer hazırladı. Onların (önlerine yemekler ve meyveler koyup) her birinin eline de birer bıçak verdi ve (Yusuf'a): "Haydi çık karşılarına" dedi. Kadınlar onu görünce gerçekten (Yusuf'un) etkileyici güzelliği karşısında afallayıp dalınca (meyve soyarken) şaşkınlıklarından ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz, haşa! Bu, ölümlü bir insan değil; bu ancak çok şerefli bir melektir'" dediler. Kadın dedi ki: "İşte kendisi hakkında beni kınayıp ayıpladığınız delikanlı budur. Evet, yemin olsun ben ondan murat almak istedim. Fakat o iffetli davranıp bundan kaçındı. Eğer kendisine emredeceğimi yapmazsa bilsin ki zindana atılacak ve perişan olup zillete uğrayanlardan olacaktır. (Yusuf) dedi ki: "Rabbim, zindan bana bu kadınların beni kendisine davet edegeldikleri (o çirkin) işlerden daha sevimli gelir. (Ya Rabbi!) Eğer bunların istek ve tuzaklarını benden uzak tutup savmazsan onlara meyleder, cahillerden olurum. Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etti, o kadınların tuzaklarını kendisinden savıp uzaklaştırdı ve onu korudu. Çünkü Allah, her şeyi işiten ve her şeyi en iyi bilendir. Sonra da (O kadın ve kocası ile olayı bizzat gören ve gerçeğin ne olduğuna şahitlik edenler) Yusuf'un suçsuz olduğuna dair bunca delilleri görmelerine rağmen yine de (yöneticiler) onu bir müddet zindana atmayı uygun gördüler." (Yusuf, 12/30-35)

Zindan, Yusuf için kadınların iffetsiz isteklerinden daha hayırlı idi. Çünkü Yusuf için böylesi bir günah, geleceği için korkunç bir leke olurdu.

Madem ki Allah gördüğü rüyasında İbrahim ve İshak'ın takipçisi seçmişti ve Yusuf Mısır toplumuna peygamber olacaktı, böyle bir iş yapması mümkün değildi. Allah da, Hz. Yusuf'un bu duasını kabul edip zindana girmesini sağladı.


[1] Bu genel bir ifade olmayıp bütün kadınlar için söylenemez, onun için "bu siz (in gibi) kadınların" diye bir notla izah etmeye çalıştık.

[2] Yaptığın yanlış işten dolayı kocandan af dile, şeklinde de anlaşılabilir.

Ahmet Ağırakça

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Ahmet Ağırakça

Ahmet Ağırakça Diğer Yazıları